Kültürel Hegemonyayı Kentlerden Okumak

Rivayet olunur ki bir zamanlar sokakların, semtlerin, şehirlerin, kendilerine bir ruh katan estetik bir dokusu varmış. Yine aynı rivayete göre bu durum, ilk yerleşimin M.Ö. 7. yüzyılda kurulduğu, pek çok farklı medeniyete tanıklık etmiş İstanbul’da da geçerliliğini yüzyıllar boyunca korumuş. Bugün ise bir İstanbul sokağında yürürken, estetik yaklaşımdan yoksun şekilde inşa edilmiş cam yüzeyli ve çok katlı bir binaya yansıyan,…

Veba Geceleri’nden Günümüze Politik Eleştiri

Kültürel iktidarda kendimize yakın gördüğümüz, bizden olduğunu düşündüğümüz, bizden olsa keşke dediğimiz birçok şair, yazar, sanatçı var. Hepsinden bir aktivistliğe soyunmasını bekleyerek belki  onlara haksızlık ediyoruz. Orhan Pamuk ise bu beklentiden en çok payına düşeni alan isimlerin başında geliyor. Dünya edebiyatında söz sahibi olan ve belki de Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yaşar Kemal ile birlikte ülke edebiyatının en büyük romancılarından…

İki Yakası Bir Araya Gelmeyen

Leviathan, her kişinin tüm haklarının devredilmesiyle oluşan bir mutlak egemeni temsil eder.1 Toplum sözleşmesinin ilk örneği sayılan Leviathan’dan sonra Hobbes, İngiltere İç Savaşı döneminde yozlaşan siyasi yönetimi betimlemek için Behemoth’u yazar. Leviathan’ın aksine Behemoth belirli bir şekli olmayan, muğlak ve kaotik bir canavar olarak resmedilir. Topluma dahil olan herkesin onu oluşturuyor olmasına dayanan Leviathan, toplumu vücudunda barındırsa da onu sindirmez.…

İstanbul Sözleşmesi Üzerine Notlar

Başak Ağın – E Hepimiz Ölelim, Siz Erkek Erkeğe Yaşayın Madem? Kadınlar yorgun, kadınlar bıkkın, kadınlar isyanda. Türkiye, ilk imzacısı olduğu, tam adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sını ve Üç Gine’sini okumuş herkes bilir ki toplumsal olarak kadının siyasi, ekonomik,…

The Process of Defining the Objective Enemy

Consistent with the word itself, ‘’totalitarian’’ rule is based on the idea that there are absolute laws upon which a total and proper understanding of history can be developed. These universal laws are independent of what exists empirically; they are established under totalitarian rule in a way that no empirical basis can be used to evaluate or question them. They…

Kuklalar Tiyatrosu: Sanat ve Hegemonya

Sanat, özüne baktığımızda, bir çeşit dünyadan hoşnut olmama halidir. Sanatçı, içinde yaşadığı ve beş duyusuyla algıladığı dünyadan bir, ya da birden çok, sebeple memnun olmadığı için kendi hayal gücü aracılığıyla yeni dünyalar yaratır. Bu açıdan bakıldığında her bir sanat faaliyeti, resim, heykel, şiir yahut bir başkası, bir başkaldırı örneğidir. Bu da sanatın ve sanatın merkezinde yer alan estetik mefhumunun politik…