Görünürlüğün İmhası: Yeni Türkiye’yi Terk Edilmiş Binalar Üzerinden Okumak

“Binalar oldukları gibi duruyordu, pencerelerin kırmızı lale boyalı tahta kepenkleri dikkatle örtülmüştü, kapıların demir kolları, kilitleri vurulmuştu. Akla ne yangın ne deprem ne de katliam gelebilirdi. Sanki şehrin halkı toptan bir karar alarak, hep beraber ve sükûnet içinde çekilip gitmişler gibi her şey yerli yerinde düzgün duruyordu.” Giovanni Papini, GOG, s. 26 Beni bu yazıyı yazmaya iten, terk edilmiş ve…

Annem Cumartesileri Büyütür Beni

İçinde bulunduğum aracın yan aynasından arkaya bakıyorum. Sol tarafta, tek bir ayna. Sağ taraftaki yerinde değil. Bu tek taraflı deneyimleyebildiğim görsellik beni biraz endişelendiriyor doğrusunu söylemek gerekirse. Ne gittiğim yol belli ne buraya nasıl geldiğim. Bir meçhullüğün içinde düşe kalka ilerliyor gibiyiz. Ama bu meçhullüğün tek mağduru benim. Aynadan çok bir şey gördüğümden değil ya, bu arkamızdan uçarcasına uzaklaşan sokak…

Faşizm ve Mahdumları: AKP ve Kapitalist Realizmi Beraber Düşünmek

I: Faşizm ve AKP’nin Politik Fenomenolojisi Üzerine Kapitalin[1] toplum içerisindeki likiditesinin sınırlandırılması, kaynakların kurumlar eliyle yeniden dağıtımının engellenmesi (nepotik, oligarşik, patriarkal yahut kapitalist metotların hepsi bu bağlamda düşünülebilir) ve rejimlerce oluşturulan koalisyonların kapitali toplumdan izole etmesi (ya da rejimlerce toplumun üretim, dağıtım ve yeniden-inşa araçlarından eterne edilmesi) faşizmin en yaygın davranış biçimlerinden birisidir. Bu doğrultuda rejimler kapitalin akışını güç kullanarak…

Ursula’nın Mülksüzler’inde Antroposen Çağ İzlenimi

İnsanoğlunun enginlere sığamayıp taştığı ve özellikle sanayideki etkinlikleriyle yeryüzünü yeniden şekillendirmeye başladığı, geri dönüşü olmayan bir yola girilen yepyeni bir çağda yaşıyoruz. Bu çağın adı Antroposen çağı ve bu çağın getirdiği bir takım distopik unsurları, olayları bize disiplinler arası yöntemini kullanarak anlatmaya çalışan Ursula K.Le Guin ve Mülksüzler romanı üzerine konuşmak istedim. Bu çağın yarattığı en önemli tahribat ne yazık…

Umudu Reddetmeye Hak Vermek Üzerine: Bir Afro-Pesimizm Keşfi

I) Hümanizm’den Anti-Hümanizme Rosi Braidotti 2013 yılında yayımladığı “İnsan Sonrası” kitabında, insan kavramına; insanı tanımlama çabasına, bu tanımla özdeşleşmiş, kenetlenmiş çeşitli ideoloji ve ideologlara ve bu tanımı “aşma” çabasına sahip diğer teorisyenlere ciddi eleştiriler getirirken önemli bir detayı atlamamızı rica ediyor bizden: İnsan(lık) tümüyle terk edilebilir değil.1 Finlandiya’da, gittiği liseyi tarayıp 8 öğrenciyi öldürmeden önce üzerinde “İnsanlık Abartılıyor” (Humanity is…

Antroposen’de Edebiyat, Sanat ve Tarihin Dönüşümü: Çevreci Beşeri Bilimlerde Yordam Meselesi

Türkiye’nin ilk Çevreci Beşeri Bilimler Merkezi, Serpil Oppermann önderliğinde kurulmuş olsa da, alandaki çalışmaların ülke çapında genişletilmesi Türk akademisi için büyük önem taşımaktadır. Bu yazının amacı çevreci beşeri bilimler alanının gittikçe artan önemine dikkat çekmek ve Türkiye’deki üniversitelere konuya yönelik çalışmalarını başlatmaları veya genişletmeleri için bir çağrıda bulunmaktır. 1974 tarihli “What is it like to be a bat?” (Yarasa olmak…