Yılbaşı – Capodanno

Sotto la Mole 1916-1920

Antonio Gramsci

YILBAŞI

Her sabah, gökyüzünün altında yeniden uyandığımda, benim için bir yeni yıl günü olduğunu hissediyorum.

İşte bu yüzden sabit vadeler gibi düşen; toplu nihai bakiyesi, ödenmemiş tutarları, yeni yönetim bütçesi ile hayatı ve insan ruhunu ticari bir kaygıya dönüştüren bu yeni yıllardan nefret ediyorum. Bunlar, yaşamın ve ruhun devamlılığını kaybetmemize neden olurlar. Sonunda ciddi bir şekilde bir yıl ile bir sonraki arasında bir kopuş olduğunu, yeni bir tarihin başladığını düşünmeye başlarsınız; kararlar verirsiniz ve çözümsüzlüğünüzden pişmanlık duyarsınız vesaire… Tarihler ile ilgili genellikle yanlış olan budur.

Kronolojinin tarihin bel kemiği olduğunu söylüyorlar. Peki ama aynı zamanda her iyi insanın zihninde tuttuğu; tarihte, mazide oyunlar oynamış dört veya beş temel tarih olduğunu da kabul etmemiz gerekiyor. Onlar da yeni yıllardır. Roma tarihinin, veya Orta Çağ’ın, ya da Modern Çağ’ın yeni yılları.. O kadar istilacı hale geldiler, o kadar fosilleştiler ki bazen kendimizi İtalya’da yaşamın 752’de başladığını ve 1490’ın ya da 1492’nin insanlığın atladığı, kendisini aniden yeni bir dünyada bulduğu, yeni bir hayata girdiği dağlar gibi olduğunu düşünerek yakaladık. Böylece tarih bir engel haline gelir. Tarihin aynı değişmeyen çizgide, durmaksızın gelişmeye devam ettiğini görmekten alıkoyan bir bariyer, tıpkı sinemada filmin bölünmesi ve göz kamaştırıcı bir ışık aralığı olması gibi… Bu yüzden yeni yıldan nefret ediyorum. Her sabah benim için yeni bir yıl olsun istiyorum. Kendimle her gün yüzleşmek istiyorum ve her gün kendimi yenilemek istiyorum. Dinlenmek için ayrılan gün yok. Hayatın yoğunluğuyla sarhoş hissettiğimde duraklamalarımı kendim seçiyorum ve ondan yeni bir canlılık elde etmek için hayvanlığa dalmak istiyorum.

Ruhani zaman hizmeti yok. Hayatımın her saatinin geçmişte kalanlarla bağlantısı olsa da onların yine de yeni olmasını istiyorum. Önemsemediğim tüm yabancılarla paylaşmak için zorunlu biçimde kolektif ritimleri olan bir kutlama günü yok. Büyükbabalarımızın büyükbabaları kutladıkları için, biz de kutlama dürtüsü hissetmeliyiz. Bu mide bulandırıcı.

Ben de bu nedenle sosyalizmi bekliyorum. Çünkü ruhumuzda hiçbir rezonansı olmayan tüm bu tarihleri ​​çöpe atacak ve eğer başkaları yaratırsa da en azından onlar bizim olacaklar ve de saçma atalarımızın çekinceleri olmadan kabul etmemiz gerekenler olmayacaklar.

(1 Ocak 1916).

Kaynak metin:https://albertosoave.files.wordpress.com/2014/01/sotto-la-mole.pdf

Default image
Can Yalçınkaya
University of Pannonia - Multilingualism PhD